Bertrand Russell'dan Felsefe'de Mantıksal Çözümleme Metinleri

 

Sanat Tanımı Topluluğu

 

 

 

Bertrand Russell’ın Mantıksal Atomculuk’u Felsefe’de, dilsel, mantıksal çözümleme sonucunda ulaşılan, gerçeklik konusundaki bölünemez şeylerin, yani, mantıksal atomların kuramıdır. Bu mantıksal atomlar, “tikeller”, yani, renkli alanlar, sesler gibi, çok kısa süreli olanlar ile yüklemler, bağıntılar gibi şeyler konusundadır.

 

Russell’a göre, felsefe yapmanın amacı, yadsıyamaz bir biçimde emin olduğumuz ama, ne olduğu belirsiz, çapraşık şeylerden yola çıkarak, düşünüm ve çözümleme yolu ile, bu belirsiz olanda içerilen, kesin ve olduğu gibi olanın anlatımına, yani, gerçeğin bilgisine ulaşmak olmalıdır.

 

Bilgimizin oluştuğu atomsal olgular ile bunların karşılığı olan atomsal önermeler ve bunlardan yapılan çıkarımlar arasındaki ayrımı görmek çok önemlidir. Çıkarım mantıksal bir terimdir ve bir mantıkçının us yürütmek için yeğleyeceği öncüller, ilk ve dolaysız bilinen önermeler değil, tümdengelimsel çıkarım gücü olan kesin, tümel önermelerdir. Bunlar, bizim, bilgimizin başlangıcı olarak aldığımız, gerçek ile bağıntılı öncüllerden çok başkadır.

 

Bilgisel önermeler, nesneleri değil, kişiden kişiye değişen şeyleri saptar. Birisinin bilgisini doğuran öbür kişininki ile aynı olamaz. Bir çözümleme çabasında öncül olarak alınması gerekenler, bize, burada ve şimdi yadsınamaz olarak görünenleri anlatan önermeler olmalıdır.

 

Evrende olgular bulunur ve bizim, bu olgulara karşılık yargılarımız ve inançlarımız vardır. Evrendeki olgular bizim düşüncelerimizden etkilenmezler ve biz onlar konusunda ne düşünürsek düşünelim, bu düşüncelerimiz sonucunda değişmezler.

 

Olgu bir önermeyi doğru ya da yanlış yapan şeydir. Tikellere olgu denmez, çünkü kendi başına tikel bir anlatımı doğru ya da yanlış kılamaz. Olgu bir tümce ile anlatılan şeydir. Belirli bir tikelin belirli bir özelliği olduğu veya bir tikelin başka bir tikel ile belirli bir bağıntısı olduğu anlatıldığında bir tikel olgudan söz ediliyor demektir.Tikel olgulardan başka, genel olgular da vardır. Doğru ve yanlış, olguların değil, önermelerin özelliğidir.

 

Önerme bir simgedir, yalnızca. Bir simge “başka bir şey anlamına gelen” bir imdir. Parçaları simge olan bir simgeye “karmaşık simge” denir. Önerme karmaşık bir simgedir.

 

Simgelenen ile simge arasındaki bağıntının gözetilmemesi ile birlikte, simge türlerinin de ayırtına varılmaması çelişkilere yol açmıştır. Russell’a göre, her sözcük, her tümce birer simgedir. Simgenin simgelenen ile tek tür bağıntısı vardır. Bir ad belirli bir tikelin, bir önerme ise karşıladığı olgunun uygun bir simgesidir.

 

Önermeler olguların adları değildir. Bir olguya karşılık gelen, biri doğru, öbürü yanlış iki önerme vardır. Adın adlandırdığı şey ile tek bir bağıntısı vardır. Bir ad, yalnızca, bir tikeli adlandırır. Tikel bir şey ile bağıntısı olmadığında bir ad, ad değil sestir. Önermeymiş gibi gözüken bir anlatım da anlamsız olabilir. Olgular ile önermeler karşılıklı olarak çözümlenebilirler.

 

Mantıksal olarak karmaşık atomların ilksel, duyumsal örnekleri olarak kabul etmemiz gereken şeyler, Sokrates, Piccadilly gibi özel adlar verdiğimiz şeyler değildir. Bunların geçtiği önermeler çözümlendiğinde, bunların, kendilerine karşılık gelen olgularda bir bölüm olarak bulunmadığı görülmektedir. Bu özel adları belirlemek istediğimizde bunları bir dizi özdeksel şeyin sınıfı olarak tanımlamak zorunda kalırız. Böylece, duyumsal örnekler gibi kabul ettiğimiz şeyler kurguya dönüşmektedir. Diziler ve sınıflar mantıksal kurgulardır.

 

Evrendeki tikellerin çeşitli özellikleri vardır ve bu tikeller birbirleri ile çeşitli bağıntılar içinde bulunmaktadır. Bu, özellikleri ve bağıntıları ile tikellere, olgu denir. Bu, tikeller, özellikler ve bağıntılar bulundukları olguların ögeleridir.

 

Karmaşık önermelerin çözümlenmesi, bu önermeler ile ilgili görünen olguların çözümlenmesi ile karşılıklı gelir. Olgunun da karmaşık olduğu, bir olguyu savlayan önermenin, her biri başka bağlamlarda da bulunabilecek bir çok sözcükten oluşması durumu ile kanıtlanmıştır. Olguların biçimleri ve bileşenleri vardır.

 

Ancak karmaşık olan çözümlenebilir. Yalın simgelerin anlamı olan şeyler tanımaya bağlıdır. Yalın simgeler kullanmanın dışında simgelenemeyen şeyler yalın şeylerdir.

 

Yalın “kırmızı” sözcüğü, yalnızca, tanıyarak anlaşılabilirken, “güller kırmızıdır” önermesi, tümce önceden duyulmamış olsa bile, kırmızının ve güllerin ne olduğu biliniyor ise anlaşılabilir. Karmaşıklığın açık göstergesi budur.

 

Çözümleme tanımlama ile ayrımlıdır. Bir terim doğru betimleme yolu ile tanımlanabilir, ama, tanımlama bir çözümleme değildir. Bir önermeyi anlamak için, o önermenin bileşeni olan her bir simgeyi anlamak gerekir ve bir önermeyi, duruma göre, doğru ya da yanlış yapan olguların bileşenleri, önermeyi anlamak için anlamamız gereken simgelerin anlamıdır.

 

Olgunun karmaşıklığından, çözümleme sonucunda, ulaşılacak nesnel temel tanımlanamaz, yalnızca, kavranabilir.

 

Olgu ile simgesi arasında bir yapısal özdeşlik vardır ve simgelerdeki karmaşıklık, bu simge ile simgelenen olgunun karmaşıklığı ile karşılıklı gelir. Evrendeki nesnel karmaşıklık önermelerin karmaşıklığı ile yansıtılmaktadır.

 

Tikel bir şey ve özelliği en yalın olgudur. Bundan sonraki en yalın şey, iki tikel arasında bağıntı kuran önermelerin anlattığıdır. Bir tikel ve bir nitelik, iki tikel ve bir bağıntı, üç tikel ve bir bağıntı ve benzerleri olmak üzere sonsuza kadar aşamalı olarak giden olgulara “atomsal olgular” diyoruz. Özelliği de “birli bağıntı” olarak aldığımızda, bütün atomsal önermelerin bağıntılar savladığını söyleyebiliriz..

 

Önermedeki bağıntıların terimlerinin olgudaki karşılıklarına “tikeller” denir. Tikellere karşılık gelen sözcükler özel adlardır. Genel sözcükler tanımlama yapmak dışında kullanılmaz.

 

Atomsal önermeler, gerçekteki tikellerin ne olduğunu söylemeyen, tikeli özel ad ile imleyen önermelerdir. Tanımadığımız bir şeyi adlandıramayız. Mantıksal anlamda ad olarak kullanılan sözcükler “bu”, “şu”, “o” sözcükleridir.

 

Tikellerin, her birinin bir ve yalnız bir başına bulunabilme, bağımsız varolabilme özelliği vardır, ama, bu varoluş, deneyimiz bağlamında, çok kısa sürelidir.

 

Bir tikelin adını anlamanın tek yolu bu tikeli tanımaktır. Anlaşılabilecek şey bir simgedir ve bir simgeyi anlamak onun neyi simgelediğini bilmektir.

 

Bir yüklemi anlamak ise bir önermeyi anlamayı gerektirir. Örneğin, “kırmızı”yı anlamak için, belirli bir kırmızı olan tikeli anlamanıza gerek yoktur. Herhangi bir şeyin kırmızı olduğunu söylemenin anlamını bilmeniz gerekir. Aynısı, bağıntılar gibi, tikel olmayan şeylerin hepsi için söz konusudur.

 

Birli bağıntılar, belirli bir yol ile, ikili bağıntılara ve, aynı yoldan giderek, ikililer üçlülere v.b. İndirgenebilirler. Ters yönde indirgeme, bağıntının kendisine özgü özelliklerinin olduğu özel durumlar dışında, olanaksızdır.

 

Sınırsız sayıda, atomsal önermenin “ya da”, “ise”, “ve” gibi sözcükler ile bağlanması yolu ile molekülsel önermeler elde edilir. Böylece, tek bir eylem içeren atomsal önermelerden, birden fazla eylemli, daha karmaşık, önermelere ilerlenebilir. İnanç, istek önermeleri de birden fazla eylem içeren önermelerdir, ama bunların her biri tek bir olguya karşılık gelmektedir.

 

Bir atomsal olgu karşılığında, biri doğru, öbürü yanlış iki önerme bulunur.

 

“p veya q” Biçimindeki bir molekülsel önermenin bölümleri ise iki olguya karşılık gelmektedir. Bu olguların ikisinin de önermenin doğruluk değerinin bulunmasında işlevi vardır. Bu iki önermeyi bağlayan bağlacın anlamı belirli bir doğruluk çizelgesidir. Bu neden ile, molekülsel önermelere “doğruluk işlevleri” denmektedir.

 

Russell’a göre, evrende olumsuz olgular da vardır. Örneğin, “Sokrates yaşıyor” dendiğinde, bu önermenin, onu yanlış yapan, bir olumsuz olgusal karşılığı vardır.

 

Mantıksal çözümlemenin amacı, ayrımlı biçimlerde bulunan olguları saptayarak, bunların bir envanterini çıkarmaktır.

 

Bir bütün olarak molekülsel önermelerin olgusal karşılıklarının olamadığını gördük. Evrendeki, tek bir eylemli, atomsal olgulardan ayrımlı olarak, iki veya daha çok eylem içeren ve belirli bir insanın anlığında, belirli bir anda gerçekleşen ruhbilimsel bir inanç, istek olgusunun biçimi nasıldır? Bunlar ilksel, indirgenemez olgular mıdır? Yoksa, inanç olguları olgular arası bağıntılara indirgenebilirler mi? Bunlar tartışılması gereken temel sorulardır.

 

İnançlarımız bazen yanlış olduğu için olgulara inandığımızı söyleyemeyiz. Olguların bulunduğu yerde yanlışlık olanaksızdır. Önermelere inandığımızı söylemek zorundayız. İnancın mantıksal biçimi nasıldır? İnancın uzamsal bir çizimi oluşturulamaz. Uzamsal bağıntılar atomsal türden olduğu için, atomsal bir olgunun çizimi yapılabilir.

 

Uzayda inanç ile aynı mantıksal biçimde bir olgu bulunmaz. “Aynı mantıksal biçimde” demek, bileşenleri başka terimler ile değiştirildiğinde biri öbüründen çıkarılabilir demektir. Gerçekteki hiçbir olgu inanç ile aynı biçimde değildir.

 

Çok ayrımlı mantıksal biçimlerdeki önermelere inanılabilir. Bu, inanç önermelerinin, uygun biçimde, tek bir terim ile gösterilemeyeceği anlamına gelir. İnanç, gerçekte de, inanılan şeyin doğası yönünde, ayrımlı biçimlerde olmalıdır.

 

Doğru, yanlış önermenin özellikleridir. Ama, inanç da önerme gibi doğru, yanlış olur. Bu, evrende doğru, yanlış olgular var demektir. “İnançlar” dediğimiz, ruhbilimsel olgu olarak, iki durumda da birer olgu olmak üzere, doğru bir inanç ya da yanlış bir inanç ortaya çıkabilir.

 

“Bütün”, “bazı”, “hiçbir” sözcüklerinin geçtiği genel önermeleri, “bütün” ile ilgili olanlar (tümel) ve “bazı” ile ilgili olanlar (tikel) olmak üzere iki başlık altında toplayabiliriz. Bu iki tür önerme, birbirinin değillemesi olarak, genel önermeler bütününü oluşturur.

 

Genel önermeler, bir şeylerin varlığını yadsıyan (tümel) önermeler ve varoluş bildiren (tikel) önermeler başlıkları altında da, daha uygun olarak, sınıflandırılabilir. Tümel önermelerin varoluş bildirmemesi geleneksel tasımda yanlış sonuçlara neden olmuştur.

 

Tümel bir önermede, bir önerme işlevinin bütün değerlerinin doğru olduğu anlatılmaktadır. Bir önerme işlevi, bir veya birden fazla değişken içeren ve bunlar belirlendiğinde önerme durumuna gelen bir anlatımdır. Önerme işlevleri mantıksal çözümlemelerdir.

 

Önerme işlevleri belirli durumlarda hep doğru, belirli durumlarda bazen doğrudur ve belirli durumlarda ise hiç doğru değildir. Bir önerme işlevine hep doğru ise “zorunlu”, bazen doğru ise “olanaklı”, hiç doğru değil ise “olanaksız” denir.

 

Zorunlu, olanaklı ve olanaksız önerme işlevlerinin özellikleridir. Önermeler, yalnızca, doğru ya da yanlış  olabilir. Kiplik kuramı önermelere değil, önerme işlevlerine uygulanabilir.

 

Önerme işlevlerindeki belirlenmemiş bileşenlere değişken denir. Varoluş önerme işlevinin özelliğidir. Herhangi bir önerme işlevinin olanaklı olması, yani bazen doğru olması varoluşu karşılar. Tikel önermeler gerçek bireyler ile ilgili bir şey söylemezler; bunlar önerme işlevlerine çözümlenir. Bir önerme işlevi kendinde bir şey değildir; yalnızca, bir çizelgedir.

 

Envanterini çıkarmaya yönelik olarak, evrende genel önermelere karşılık gelen şeylerin araştırılması gerekir. Bireysel olgulara ek olarak, tümel ve tikel olgular da vardır.Tek tek olgular biriktirilerek, kesinlik ile, tümel olgulara varılmaz.Tümevarım, en az bir tümel önerme ile birlikte olmadıkça istenen sonuca götürmez. Bazı tümel önermelerin, çıkarıma dayanmayan, olguya dayanan, bilgisi olmadıkça evrenin envanteri tamamlanamaz.

 

Genelleştirilmiş önermeler, değişkenlerden başka bir şey içermeyen önerme işlevleri ve önermelerdir. Genelleştirilmiş önermeler mantığın tamamını oluşturur. Her mantıksal önerme yalnızca değişkenlerden oluşur. “Sokrates Platon'un hocasıdır” önermesi genelleştirilerek, “xRy”ye ulaşıldığında, yalnızca değişkenlerden oluşan bir çizelge, ikili bağıntıların arı çizelgesi, arı biçimi elde edilir. Bu, herhangi bir tikelden söz etmeyen arı mantıksal bir önermedir.

 

Bir önermenin biçimi o önermenin kendisinin bir bileşeni olamaz, ama, belirli bir biçimdeki önermeler konusundaki genel anlatımların bir bileşeni olabilir. Mantıksal önermeleri biçimleri ile bağıntılı olarak yorumlamak olanaklıdır.

 

Mantıksal önermeler, içerme, genelleme ve özelleme olmak üzere üç tür altında toplanabilir:

 

Mantıksal önermelerin, öbür önermelerden ayrımlı, onları önsel olarak bilmemizi sağlayan, kendilerine özgü, özellikleri vardır: Bunların zorunlu bir özelliği, yalnızca, değişkenlerden oluşmalarıdır. Bütünü ile değişkenlerden oluşmalarına karşın, önerme işlevlerinin, hep doğru olanı ve bazen doğru olanı anlatabilmeleri de bunların ayrımsal özelliğidir.

 

Betimlenmiş bireylerin varoluşunu veya yokluğunu anlatan önermeler, anlamları önerme işlevleri olduğundan, anlamlı önermelerdir. Örneğin, bir tekanlamlı betimleme olan Romulus, benim “Romulus vardı” bildirimimin bir bileşeni olsaydı, bu anlatımım anlamsız olurdu. “Romulus yoktu” anlatımının çözümlemesinde Romulus bulunmaz. “Romulus yoktu” önermesi, “x şöyle, şöyle özelliklerdedir” biçiminde bir önerme işlevine çözümlenir.

 

Bir ad gerçek bir şeyi adlandırmak zorundadır. Romulus, önerme söylendiği sırada karşısında olmayan bir kişi için gerçek bir ad olamayacağından, bunun bir kısaltılmış, kaynaştırılmış, özetlenmiş betimleme olduğu açıktır.

 

İki tür betimleme vardır: Herhangi bir şeye gönderene “çokanlamlı betimleme”, belirli bir bireye gönderme yapana ise “tekanlamlı betimleme” denir. “Waverley’in yazarı” bir tekanlamlı betimlemedir. Adlar rastlantısal ve uzlaşımsaldır, ama, betimlemelerin anlamları ile bağıntısı belirlidir ve uzlaşımsal değildir.

 

“Scott Waverley’in yazarıdır” önermesindeki “-dır” özdeşlik anlatır. Bu önermede “Waverley’in yazarı” yerine herhangi bir ad, yani “c” koyulduğunda ve önerme “Scott c’dir” olduğunda, bu önerme, ya yanlıştır ya da genelemedir, ama, “Scott Waverley’in yazarıdır” önermesi bu önermeden başka bir biçimde olan bir özdeşlik önermesidir. Bu neden ile betimleme addan bütünü ile ayrımlıdır. Simge üzerine konuşmak ile simgelenen şey üzerine konuşmak ayrımlıdır.

 

Bir önermede, bir şeyin adını, o şeyin betimlemesi yerine koyduğumuzda, önermenin doğruluk değeri, genellik ile değişmez, ama, “4. George Scott’ın Waverley’in yazarı olup olmadığını bilmek istedi" örneğinde olduğu gibi, bazen değişmektedir.

 

Bir önermede bir tekanlamlı betimleme bulunduğunda, bu önermenin, söz konusu betimlemeye bütün olarak karşılık gelebilecek bir bileşeni yoktur. Bir tekanlamlı betimleme içeren önermenin doğru çözümlemesinde betimleme ortadan kalkar. “Waverley’in yazarı”nın olması için, “x Waverley’i yazdı” önerme işlevinin, en az bir x için ve en çok bir x için doğru olması gerekir. En az bir x için doğru olmak olanaklılık için, en çok bir x için doğru olmak ise tek bir kişinin yazması için koşuldur. Uygun bir işlem sonucunda “Waverley’in yazarı”nın bir bileşen olarak ortadan kalktığı görülmektedir..